Bilgi hızla tüketilir; bilgelik yürünerek edinilir

ViaSapientia | Kıskançlık: İnsanın Kendine Tuttuğu Sessiz Ayna

Tolga AKAGÜN

İnsan, en çok inkar ettiği duygularla tanınır.
En çok susturdukları, onun gerçek sesini ele verir.
Kıskançlık da böyledir.

İnsanlar kıskanç olduklarını söylemekten çekinirler. Çünkü bu duyguya, daha çocukluktan itibaren kötü sıfatlar yüklenmiştir: ayıp, zayıflık, küçüklük, eksiklik… Oysa kıskançlık, insan olmanın karanlık ama doğal bir parçasıdır. Onu yok saymak, insanı daha erdemli yapmaz; sadece daha yabancı kılar.

ViaSapientia’nın yürüdüğü yol, bilgeliğin yoludur. Bilgelik ise duyguları bastırarak değil, onları anlayarak oluşur.

Bastırılan duygu, kaybolmaz

Kıskançlık çoğu zaman bastırılır. İnsan kendine bile itiraf etmek istemez.
“Ben kıskanmam.”
“Benim gözümde yok.”
“Başkalarının başarısı beni ilgilendirmez.”

Bu cümleler çoğu zaman bir olgunluk beyanı değil, bir savunma mekanizmasıdır. Çünkü bastırılan kıskançlık, başka kılıklara bürünür: soğukluk olur, küçümseme olur, mesafe olur, bazen de alaycı bir gülümseme.

Oysa dürüstçe bakıldığında kıskançlık, başkasına değil, kendimize dair bir cümle kurar.

Kıskançlık, arzu ile eksikliğin kesiştiği yerdir.

İnsan, başkasında gördüğü her şeye değil, kendi içinde eksikliğini hissettiği şeye kıskançlık duyar.
Birinin başarısı, aslında “ben de başarabilirdim” düşüncesini tetikler.
Birinin huzuru, “neden ben bu kadar yoruldum” sorusunu doğurur.
Birinin cesareti, “ben neden sustum” duygusunu açığa çıkarır.

Bu yüzden kıskançlık, başkasını istemekten çok, kendi potansiyelimizle yüzleşmektir.
Ve bu yüzleşme cesaret ister.

Bilgelik, duyguyla savaşmak değil, onunla konuşmaktır.

ViaSapientia, insanın kendine karşı dürüst olabildiği yerde başlar.
“Evet, kıskandım” diyebilmek bir zayıflık değil, bir farkındalıktır.

Kıskançlık kabul edildiğinde dönüşür. İnsanı çirkinleştirmez; aksine derinleştirir. Çünkü artık soru değişmiştir:

“Ben neden kıskandım?”
“Bu bana ne anlatıyor?”
“Ben bu duyguyla ne yapacağım?”

Bu sorular sorulmadığında kıskançlık zehir olur.
Sorulduğunda ise pusula.

Kıskançlığın karanlık değil, öğretici bir tarafı vardır.

Toplumlar da bireyler gibidir. Kıskançlık bastırıldıkça artar. Başarılı olan dışlanır, farklı olan küçültülür, parlayan söndürülmek istenir. Ve tüm bunlar çoğu zaman “eleştiri” adı altında yapılır.

Oysa bilgelik, başkasının ışığını söndürmekte değil, kendi ışığını aramakta saklıdır.

Kıskançlık bize şunu söyler:
“Bak, burada bir şey var. Senin için önemli olan bir şey.”

Bu sesi tamamen susturmak yerine dinlemek gerekir. Çünkü insan kendine kulak vermediğinde, başkalarını suçlamaya başlar.

Sonuç olarak;

ViaSapientia, insanı daha iyi göstermeyi değil, daha dürüst kılmayı amaçlar.
Kıskançlık da bu yolun taşlı ama öğretici duraklarından biridir.

Kıskançlık kötü değildir.
Onu inkar etmek kötüdür.
Onu anlamamak yorar.
Onu dönüştürememek ise insanı küçültür.

Belki de bilgelik şurada gizlidir:

“Ben bu duyguyu bastırmayacağım.
Onu dinleyeceğim.
Çünkü bana kendimden bir şey söylüyor.”

İnsan, kendine karşı dürüst olmaya başladığında, kıskançlık bile yol gösterici olur.

ViaSapientia sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin